Alelacele!


Enikonu bir telaşa sahipti.
Kombiyi hep açık bıraktığını, sobayı söndürmediğini,
ocakta yemeği unuttuğunu ve inatla dış kapıyı kilitlemediğini düşünürdü. 
Elinde bir pazar çantası, 
her saat başı ayrı bir sokak başında nefes nefese görürdük O’nu. 
O poşet her gün nelerle dolardı, 
bu hızlı ayaklar kaç pabuç eskitti diye düşünürdüm. 
Etekleri salınırdı, yetişmeye çalışırdı ardından gölgesi. 
Dudaklarının kenarları ve tırnak uçları yampiriydi; diş izleriydi, aşikâr. 
Kalp çarpıntısı denince akla gelen ilk insan O’ydu. 
Etekleri zil çalıyor lafını sadece O’na yakıştırırdım. 
Bir koşuşturmaca üstâdı, bir oldubittiaah ah! cambazıydı.

Cenazesi bu kadar yavaş ilerlememeli diye düşündüm sonra, omuzlarda.

                                                                          Şimdi kim bilir ne kızardı!